Sincan halı koltuk yıkama şirketi olarak bilinçli bir halı yıkamacı firmanın yapması gereken halkı bilinçlendirme hareketimiz sebebi ile feshane halıları hakkında bilgi seneyoruz. Sincan halı koltuk yıkama şirketinde her türlü halılarınızın temizliği itina ile yapılır. FESHANE HALILARI Türk halı sanatı, Türk sanat tarihinin akışı içinde şekillenmişltir. İlk defa Orta Asya’da Türklerin bulunduğu bölgelerde ortaya çıkmış ve gelişmesini Türklerle sürdürmüştür. Tüm islam ve Batı alemine Türkler tarafından tanıtılmıştır. Böylece geleneksel sanatımız olarak varlığını, özgün motişeri ve tekniği ile günümüze dek devam ettirmiştir. Desenlemede Türk halılarına has olan sonsuzluk prensibi sıralaması görülür.Bu özelliğin yanısıra periodik olarak geometrik motişer ve kufi yazılı bordürler; stilize bitki-çiçek desenleri, hayvan figürleri; lale, sümbül, karanfil,gül, bahar dalları; sekizgen ve kare formlar içinde sınırlı desenler; madalyon, yıldız, palmet, rumi motişeri; dönemlerine ve halı tiplerine göre ahenk içerisinde gözalıcı renkler de kullanılmıştır. Türk halılarının diğer bir özelliği de doğal boyaların kullanılmış olmasıdır. Feshane halıları, Hereke halıları yanında son devir Türk halı sanatında ikinci bir gruptur. 1914 yılına kadar halı üretimi devam etmiştir. 1843-1846 yılları arasıda üretime başlandığı bilinmektedir. Feshane halılarında müessesenin adı, tarihi, numarası, bazılarında da usta isimleri de halının sağ üst köşesinde yazılıdır. Bu özelliği ile tanınan halıların yanısıra isimsiz ve tarihsiz olanlarıda vardır. Desenlerindeki İran, Avrupa etkisiyle geleneksel Türk halılarından ayırtedilirler. İran halılarındaki sülün ve tavus kuşu figürleri, kıvrık dal ve yaprakların yanısıra, Avrupa sanat eserlerinin özellikleri olan, dönemin eğilimini yansıtan Barok ve Ampir üsluplarına özgü unsurlar görülür. İran halılarından etkileşimle, çözgü ve atkıları pamuk ipliğinden dokunanların yanısıra tamamı yönünden dokunan kaliteli halılar da üretilmiştir. Düğümlerinde “Görde (Türk) düğümü” ile birlikte “Hekim düğümü”de kullanılan halılar da vardır. Gelişme gösteren Avrupa halıları ile yarışacak kalitede halıların üretiminin yanısıra düşük kaliteli halıların da üretildiği görülmektedir. Büyük taban halılarından başka küçük halılar ve seccadeler de dokunmuştur.Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde bulunan 1812 envanter no.lu Feshane halısı, 450x400cm. ölçülerindedir. Bu halı kırmızı zemin üzerine bej, lacivert, sarı ve mavi renklerde, Barok üslup etkisinden üretilen halılara bir örnek teşkiletmektedir. Bu halının sağ üst köşesinde, Osmanlıca sene 1221, sayı 39 yazılıdır. Halının atkı,çözgü ve düğümleri yündür. Tavus kuşu betimli Feshane halılarına ait bir nadir görülen bir halı ise ampir üslup özellikleri taşır. Dolmabahçe Sarayı Müzesi’nde bulunan 41/40 envanter no.lu, 211x133cm. boyutlarındaki ipek halı seccadenin üst orta kısmında, Osmanlıca, “Fes ve Melbusat Fabrika-i Humayunu, sene 1318” yazılıdır. İran halılarına benzerlik gösteren bu örnek, siyah,yeşil, turuncu renklerde kullanılan elyaf sentetik boyar maddeli olup, kırmızı desenlerindeki elyafı ise koşnil böceğinden elde edilen doğal boyar maddelerle boyanmıştır. Dolmabahçe Sarayı Müzesi’nde korunan, 15/3 envanter no.lu ikinci bir seccade ise 216/144cm. ölçülerindedir. Bej, kiremit rengi, sarı ve siyah renklerin hakim olduğu halının atkı, çözgü ve ilmeleri yündür. Üst bordürün orta kısmında da yine “Fes ve Melbusat Fabrika-iHumayunu,sene 1318” ibaresi yer alır. Feshane halıları konusunda vereceğim son örnek, Çanakkale Zaferi nedeniyle, Mustafa Kemal Paşa için, Talat Paşa tarafından birbirinin eşi ve iki adet olarak sipariş edilmiş olan halılardır.1918 yılında Atatürk’e armağan edilmiş olan bu halılar, manevi oğlu Sayın Abdürrahim Tunçak’ın koleksiyonunda bulunmaktadır. Halının üst bordür köşesinde Osmalıca “Harb-i Umumiden 1334 (1918)”, alt bordür köşesinde ise “Çanakkale Muzafferiyatı Hatırası 1331 (1915)” yazılıdır. Halı, Çanakkale Boğazı panoramasını göstermektedir.Yakın tarihte üretilmiş bir halı grubu olmasına rağmen, Feshane Halılarına ait günümüze az sayıda örnek ulaşmıştır. Bunların bazıları müzelerde, bazıları ise özel koleksiyonlarda bulunmaktadır. Türk halıcılığı, gelişimini 19. yy.sonuna kadar sürdürmüştür. Her yeni halı tipi, birbiri içinden gelişerek zenginleşmiştir. Böylece Türk halı sanatı,kendi içinde gelişiminde çeşitlenmiştir.